Koku ile tedavi mümkün mü ?

17 Mayıs 2019 Kapalı Yazar: Leyla Çakır
Koku ile tedavi mümkün mü ?

Koku ile Tedavi Mümkün mü ?

 

Koku diğer tüm duyularımıza göre en karmaşık olanı ve hala çözülmeyi bekleyen birçok nokta var fakat son yıllarda gerçekten koku duyusu, aromatik özler ve koku moleküllerinin etkinliği ile ilgili birçok bilimsel çalışma yapıldı bu çalışmalar gerçekten heyecan verici 😉

 

1990’ların başlarında biyologlar koku reseptörlerinin (burnumuzdaki kimyasal sensörler) nasıl çalıştığını çok uzun uğraşların ardından bulabilmişlerdi ve bu çalışmalar neticesinde beynimizin kokular arasında nasıl ayrım yaptığını anlamak mümkün olmuştu. Bu önemli keşif bilim adamlarına 2004 yılında Nobel ödülü getirmiştir.

 

Koku duyusu hakkında hala keşfedilmemiş noktalar olsa da,o günden beri epey yol alındı.  Bilim insanları koku reseptörlerinin sadece burun içinde değil, bir çok fizyolojik fonksiyonda önemli rol oynayarak tüm vücutta yaygın olarak bulunduğunu keşfetti: Deride, ciğerlerde hatta spermde !

 

Almanya’daki Bochum Üniversitesinden bir grup bilim insanı, insan derisinde bulunan koku alıcı hücrelerin, burundaki hücrelere benzediğini, cildimizin de aynı burnumuz gibi kokuyu algıladığını keşfettiler. Hasarlı derinin sandal ağacı kokusu olarak bilinen sandolare molekülüne maruz bırakıldığında kendini daha hızlı iyileştirdiği gözlemlenmiştir.

 

Aromakolojik cilt bakım ürünlerinde kullanılan, Sandalore’un, reseptörlere bağlanarak  deri iyileşme sürecinin özelliği olan, hücre bölüme ve taşınma işlemini harekete geçirdiği bulundu. Sandalore’a beş gün boyunca maruz bırakılan hücrelerin çoğalması yüzde 32, hücre taşınması yaklaşık yüzde 50 oranında arttı.

 

Bu bulgular, bilim insanlarına, yaşlanan deriye kozmetik uygulamalar ya da fiziksel travmalardan sonra iyileşmeyi hızlandıracak yeni tedaviler için düşünme imkanı vermektedir.

 

 

SPERMLER HÜCRELERİ FEMİNEN KOKULARI ALGILIYOR

 

Bir başka bilimsel çalışmada, sperm hücrelerinin yüzeyinde bulunan koku reseptörlerinin, sperm hücrelerinin, döllenmemiş bir yumurtaya doğru yollarını bulmasını sağlayan bir tür kimyasal yönlendirme sistemi işlevi gördüğü bulundu.

 

 

St. Louis Washington Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada ise, insan akciğerindeki koku reseptörleri hakkında, zararlı maddeleri soluduğumuzda hava yollarının daralmasına neden olarak zehirli bileşiklere karşı emniyet anahtarı görevi gördüğü bulundu.

Karaciğer, akciğer, kalp, bağırsak ve beyin gibi pek çok organda da koku reseptörlerinin bulunduğunu keşfedildi.

 

Heyecan veren buluşlara rağmen, koku sisteminin karmaşıklığı yüzünden, bilim insanlarının hala alacak uzun bir yolu var. İnsan burnunda yaklaşık 350 farklı işlevsel türde koku alma reseptörü bulunduğunu ve 10.000 civarı farklı kokuyu algıladığını biliyoruz fakat bu bilgi bile her an güncelliğini yitirebilir çünkü bu konuda da çok fazla farklı çalışma var.

Diğer memelilere baktığımızda ise insanlarda çok daha az koku reseptörü olduğunu biliyoruz. Fareler ve diğer hayvanlar yemek bulma, avcılardan saklanma vb için koku alma duyusuna ağır bir şekle bağımlıdır ve onlarda bizden çok daha gelişmiştir koku duyusu.”